Blog Listem

18 Haziran 2026 Perşembe

18 HAZİRAN 2026...SICAK KAPALI BİR HAZİRAN GÜNÜ....


En son sayfamı yenilesem iyi olucak artık  dediğimde
en güncel olay Meksikada kartellerin ayaklanması
ortalığı birbirine katmasıydı...Film gibi olaylar bununla
ilgili bir şeyler yazayım derken Amerika İran savaşı patlak verdi...
Bu arada arkadaşlarıma sayfamı tanıtayım belki yeni takipçilerim olur dedim
bir arkadaşımın oğlu demiş ki artık blog okuyan yazan kalmadı...eskilerde kaldı bu iş demiş...
O günden beri biraz hevesim kaçtı....Sonra bu son  bitirdiğim  kitaptan hayli  etkilenince bari paylaşımlara
devam edeyim kimse okumazsa ilerde olursa toruncuğum okur da aaaa anneannemin zamanında
neler neler olmuş der dedim hem de bir anı bırakmış olurum dedim...Gerçi galiba kızım bile takip etmiyor beni...En iyisi birara ona bilgileri vereyim de ilerde beni anımsamak isterse işine yarasın...









İşte bugün itibariyle bitirdiğim ve etkilendiğim 
kitap Zülfü Livaneli nin Kaplanın Sırtında isimli
kitabıydı..
Bu kitap 33 yıl süren saltanıtın ardından II.Abdülhamit'in
bir gece yarısı Selanik' e ailesi ile birlikte sürgüne gönderildikten sonra 
ailesinin ve kendisinin sağlığından sorumlu olarak görevlendirilen
Tabip Yüzbaşı Atıf Hüseyin Bey'in
o günlere ait anılarından yola çıkarak yazılmış...Etkilendiğim bazı bölümleri
kısa kısa paylaşmak istedim...












Evet evet , kendisini ve ailesini gözlerden uzak bir yerde öldürebilmek için
Selanik'e getirmişlerdi.Emindi artık bundan.
........
Sonra bir mucize oldu....Küçük kızının Ayşe Sultan'ın sesiydi bu,
karanlık köşkün ıssızlığı içinde dalgalanan  bir ipek şal gibi,
babasına duyurmak için La Traviyata'dan en sevdiği aryayı söylüyordu...




Beni iki kere ziyarete gelmiş olan hatta İstanbul'da Topkapı 
Sarayı'nın önüne nefis bir Alman çeşmesi yaptırmış olan
Kayzer Vilhelm'i sadece benim dostum olduğu için Kraliçe Viktorya 'nın mücevherlerini
çalmış olmakla itham ettiler, ben de buna itiraz edip burma bıyıklı dostum Kayzer' e kefil oldum.
Hatta bu esrarı meydana çıkarması için benim dünyaya yayılmış binlerce hafiyeme taş çıkartan ,
hepsini koyun sürüsü gibi güdebilecek zekaya sahip olan Şerlok Efendi'ye on kese Osmanlı altını vaat ettim....





Mikroplar ihmale gelmez Kumandan Bey. Paris'te 
kimse Pastör Efendi'ye inanmazken , ona çok akça
gönderdim. Mösyö Pastör , sağ kolu Mösyö Şantimes'i yolladı.
Adama İstanbul'da bir kuduz hastanesi kurdurdum.




 Artık bir hayale dönüşmüş olan  o güzel sarayda her akşam
yattıktan sonra ayak ucuna yerleştirilmiş bir paravanın arkasında
romanlar okutan Padişah'ı bazı geceler uyku tutmaz ve ellerini çırparak sadece
''opera '' derdi. Bu tek kelime saray kadrosunda nedense paşa, binbaşı, albay gibi rütbeler
verilmiş olan kadınlı erkekli İtalyan artistlerin, hazırlanmak ve sahneye çıkmak için 
ancak yarım saatleri olduğunu haber veriyordu. Padişah kötü sonlardan hoşlanmadığı için
La Traviyata 'dan . Travatore'ye kadar her operanın sonu değiştirilir, mutlu sonlar yaratılırdı.....

İstanbul'un bazı kışları çok sert geçerdi.Yine böyle bir
zemheride Kandilli önlerinde denizden gelen ''tık tık tık'' diye tuhaf sesler
duyuldu. Buz tutmuş deniz yüzeyinde sıkışan ve başlarını yukarı uzatan balıklar 
suyu bir torik tarlasına çevirmişti.Balıklar ağızlarını açıp kaparken ya da buzlar arasında 
çırpınırken çıkardıkları ''tık tık tık'' sesleriyle alemi velveleye vermekteydi. O güne kadar
böyle akla zyan birşey görülmemişti. Herkesin aklına kıyamet alameti, ahir zaman, mahşer kelimeleri geliyor; gördükleri manzara benizleri solduruyor, yüreklere korku salıyordu....





Rumlar Sultan Hamid'den memnundu....O sultan ki bazı
Müslüman ileri gelenler kendisine gelip dedesi Sultan Mehmed'in 
Konstantiniyye'yi fethedişi yıldönümünün kutlanmasını önerdiğinde 
''Hayır'' demişti, ''katiyen kabul etmem. Böyle bir fetih şenliği Müslüman 
tebaamı sevindirir ama Rum tebaamı üzer. 



Doktor uğursuz bir baykuş gibi Halley kuyrukluyıldız 
haberini verdikten hemen sonra Padişah kendisini
böyle birşeyin olmayacağına inandırmış, gece ,
saatlerce Kur'an  okuyarak sukunet bulmuştu....



Nihayet o büyük gün geldi, kızlar, anaları, hizmetçileriyle
yola çıkacaklar, geldikleri gibi yine bir gece treniyle İstanbul' a döneceklerdi...
Nizamiye binasında toplanmış olan subay hanımaları, tek tek içeri aldıkları genç saraylıları tepeden 
tırnağa soydular. İnanılmaz bir dehşet ve utanca kapılmış olan imparatorluk ailesinii önceleri şaşalı, sonra yoksul bile olsa gururlu hayatlarının bu dönemecinde yerin dibine sokan  insanlık dışı bir 
muameleyle mahrem yerlerine kadar aradılar.....
Refia Sultan kardeşlerine dedi ki: ''Bu bizim değil ittihatçı haydutlarının ayıbı. İki cihanda da ellerimiz bu subayların ve korkunç karılarının boynunda olucak. Bunların şerrinden Allah'a sığınırım....



Doktor ertesi gün köşke girerken kulağna çok hoş
bir vals geldi. Sultan Doktor' a ''biliyor musun evladım '' dedi,
bu eser benim için bestelenmişti. Viyanalı Yohan adlı bir bestekar bunu bana
ithaf etmiş. Çok meşhur bir sanatkar imiş kendileri. Eser Viyana operasında icra edilmiş.
Bunları duyunca bestekara bir nişan ve bir miktar altın göndermiş idim. Şimdi bu plak aldı beni
o günlere götürdü.


Neyse yine Paris seyahatine dönelim Doktor Bey 
evladım....Sanırım bizi en çok hayrete düşüren şey de
bu idi.Kadınlar , kafes ya da çarşaf altında değildi.
Haklısınız ama bizim memlekette şeriatı aşmak kolay değildir. Bir ara 
kadınlardan çarşafı kaldırdım, yaşmak yeterli dedim diye bana da yapmadıklarını bırakmadılar....
Amcam da ben de Murad da kör değildik. Avrupa'yla aranın ne kadar açıldığını, adamların fersah fersah ileri gittiğini gözlerimizle gördük. 

,,

Londra' da belki Paris'in göz kamaştıran ışıltılı saltanatı göze çarpmıyordu ama 
belli ki sanayi, teknik, ilim gibi konularda daha da ileri gitmişlerdi.
Tersanelerinde o muazzam gemileri nasıl inşa ettiklerini gördük, fabrikalarında 
mucizeler yaratmalarına hayret ettik. 
İngilizler çok akıllı insanlardır. O sisli, puslu, yağmuru bol adadan dünyayı idare etmeyi becerirler.
İngiliz  de tıpkı fare gibi bir yere girdi mi kimseye farkettirmeden orayı uyuşturur aptallaştırır, sonra da 
sahibi olur.



Ah Flora, gizlice evlendiği, Tarabya'daki köşkünde kimselere
göstermeden bir hazine gibi sakladığı, gece gündüz can cana
, ten tene yaşadığı, susuzluktan kavrulan bir adamın aniden önüne çıkan bir
pınardan kana kana su içmesi ama yine de susuzluğunu giderememesi gibi dünyada
ne kimseye nasip olmuş ne de olacak sandığı o güzel yıl, o güze kadın, o güzel sevişmeler, o yakıcı yeminler.....Sultan'ın en büyük sırrı: Flora Cordier..



Elimden geldiğince aklımda kalan bölümleri 
paylaştım...Bol okumalı keyifli 
günleriniz olsun....







 




















 

18 Şubat 2026 Çarşamba

18 ŞUBAT 2026 ÇARŞAMBA YAĞMURLU ve BULUTLU BİR KIŞ GÜNÜ



Yağmurlu bulutlu karanlık bir
kış gününden merhaba...
Valla bu kış İzmir Londra gibi oldu..
Bir süredir her gün yağıyor...
Asla şikayet etmiyorum..
Hatta çok ama çok şükrediyorum...
Çok uzun süren kurak kışlardan sonra
Bu yağmurlar barajlarımıza doğaya ilaç gibi geldi...
Tabii ki altyapı sorunları nedeniyle esnaf özellikle
Kemeraltı ve Alsancakta büyük zorluklar yaşıyor..
Bu da madalyonun diğer yüzü maalesef...






NE OKUDUM

Zülfü Livaneli’den bir aşk ve direniş hikâyesi: Bekle Beni.
Aşkı, dostluğu, aile bağını ve özgürlük tutkusunu ince ince ören Bekle Beni; bir ülkenin özgürlük yolunda çektiği zorlukların, baskıya karşı girişilen mücadelenin, direnmenin, yalnız bırakılmanın ve dayanışmanın romanı.
Sonunda haftalardır liste başı olan
bu kitabı okudum ben de...
Tam olarak benim hayat hikayem demese de
burda yazılan birçok olayı yaşadığını
daha önce mektuplardan oluşan bir kitabında
da paylaşmıştı...Hapishane koğuş işkence ortamındaki
hisleri öyle iyi yazıya dökmüş ki okurken sanki ben o koğuştaymışım
gibi daraldığımı sıkıldığımı hissettim desem yalan olmaz..İşte 
yetenek de bu olsa gerek..Duyguları en etkili biçimde yazıyla 
okura yansıtabilmek...O yıllarda da ülkemizde çok büyük yanlışlar yapılmış...
Şimdi de yapılıyor...Velasıl kelam zor bir ülkede yaşıyoruz...
Bu da geçer yahu deyip enseyi karartmadan ve Atamızın şu sözünü unutmadan yola devam...
Umutsuz durum yoktur umutsuz insan vardır...Kuyruğu dik tutup umudumuzu da canlı
tutacağız...Başka da ne çare...



HAYIRLI HUZURLU BARIŞ İÇİNDE 
BİR RAMAZAN AYI OLMASINI 
DİLERİM..
Bu gece ilk sahur...
Allah ibadetlerinizi ve dualarınızı kabul etsin
şu kutsal ramazan ayında ve her daim...




NE SEYRETTİM

MAESTRO
Ben biografi seyretmeyi çok sevdiğim için
keyifle izledim ama biraz yavaş ilerleyen bir film...
Maestro, 25 yaşındayken New York Filarmoni Orkestrası'nın başına geçen ünlü besteci Leonard Bernstein‘ın hayatına odaklanıyor. Filmde, Leonard Bernstein kariyer hayatının yanı sıra, Felicia Montealegre ile 30 yıl boyunca süren inişli çıkışlı ilişkisi konu ediliyor.





DÜNYADAN BİR HABER

2026 Çin Yeni Yılı yani At Yılı;
özgürlüğün, hareketin, cesur adımların ve bireysel dönüşümün ön plana çıkacağı,
yüksek enerjili ve yeniliklerle dolu bir dönem olarak geliyor.
hadi bakalım hayırlara vesile olsun...
instada karşıma çıkan kutlamalar ve drone gösterileri nefes kesiciydi gerçekten...




GÜNÜN SÖZÜ
Gençler yolunuz uzun...fırtınalar da olacak 
elbette...O günlerde hatırlayın bu sözü..







 

4 Şubat 2026 Çarşamba

4 ŞUBAT 2026 ÇARŞAMBA GÜNEŞLİ FAKAT SOĞUK BİR KIŞ GÜNÜ


Soğuk ama güneşli bir kış gününden
merhaba ...
Sanki bu defa arayı çok da fazla açmadım...
Bu hafta hayatımda ilk defa hergün düzenli 
spora gittim...
2026 ya girerken kendime hedef 
edindiğim bir işi daha gerçekleştirmeye
başladım...Umarım devam ettirebilirim...
Spordan sonra evde heryerimin ağrımasından
hiç de hoşlanmasam da sağlığım için
iyi bir şey yapıyor olmak güzel...




Bu hafta tüm dünya aynı haberle çalkalanıyor..
Açıklanan belgelerden anlaşılıyor ki
şeytan yeryüzüne inmiş ne kadar pislik sapıklık 
varsa hepsini yapmış yaptırmış...Öyle ki
belki şeytan bile utanırdı bu yapılanlar karşısında
bilemiyorum artık...Ama inanılır gibi değil gerçekten...






NE SEYRETTİM

Haftasonu ne izlesek ne izlesek derken
hadi biraz gerilelim bari derken
bu filmi seçtik..Gerçekten de
film gereğini yapıp epey gerdi...
Tuzak, gittikleri bir pop konserinde kendilerini karanlık ve uğursuz bir olayın merkezinde bulan bir baba ve genç kızının hikayesini konu ediyor. Aile babası Cooper ve ergenlik çağındaki kızı, bir pop müzik konserine katılır. Ancak çok geçmeden polisin, medyada yalnızca "Kasap" olarak anılan kötü şöhretli bir seri katile tuzak kurmak, onu tutuklamak ve böylece kanlı faaliyetlerine son vermek için bu mega olayı kullanmak istediği ortaya çıkar






NE OKUDUM

Bu defa süpriz...Yazarı özbeöz
büyük kuzenim olur....
Bu kitabı okuyunca kafanızda
girişimcilik iş kurma iş devralma
vs.. fikirleri varsa bodoslama
atlar üstüne yaparsınız bence..
Kendisi öyle yapmış yıllarca...
Şimdi de işte bu maceralarını kitaplaştırdı...
Kahkaha ve cesaretle örülmüş
bir kadın girişimciliği hikâyesi.
Terapi tadında ve kahkaha yüklü bu kitap, 
 “Senin filminde başrol sensin. Kalk ve sahneye çık!”
çağrısıyla her kadının içindeki girişimciyi uyandırıyor.






GÜNÜN SÖZÜ

Gençler özellikle sizler
 denemekten korkmayın...
Hayat cesurları seviyor bence...





Haftanın geri kalanı hepimiz için
huzurlu ve keyifli geçsin
inşallah....










 

16 Ocak 2026 Cuma

16 OCAK 2026 CUMA ILIK VE GÜNEŞLİ BİR GÜNDEN TEKRAR ve YENİDEN MERHABA




 

2026 ya merhaba derken 
ben de sayfamı artık 
yenilemek istedim..
2025 de sayfama gereken
zamanı ayıramadım..
İsteksiz olmamın sebebini de 
aşağıda açıkladım aslında..
Umarım  2026 hepimiz için 
şahane bir yıl olur herşeyden önce
sağlıkla olsun...
Kucak dolusu sevgiler ...








NE SEYREDİYORUM..
Meccezir dizisini ben kızımın tavsiyesi üzerine 
yeni keşfettim...Aslında eski bir dizi ....
Şu anda ünlü olan bir çok genç oyuncu sanırım bu dizi ile
yola çıkmışlar gibi...
Severek izliyorum...


NE OKUYORUM...

Ailesinin yarattığı sessizliğin içinde büyüyen William, üniversiteye başladığında kendini Julia’nın ona bütünüyle yabancı gelen ailesinin içinde bulur. William’ın geçmişi anlatılmamış bir hikâyedir, onu dinlemeye karar veren Julia’ysa geleceğini çoktan planlamıştır. Ancak Julia, William’la tanıştığında henüz şunu bilmeyecek kadar gençtir: Planlar, başkalarını hayatımıza aldığımızda darmadağın olabilir ve aileyle kurulan güçlü bağlar da kırılgandır. Julia ve her biri kendine özgü sesiyle var olan üç kız kardeşi, William’ı çocukluğundan beri kaçtığı gerçek benliğiyle yüzleşmeye iter; William’sa Julia’yı hayatın planlanamayacağı gerçeğiyle yüzleştirir.
Çok keyifle okuyorum ....Küçük kadınlar tadında bir kitap....






Aslında sayfamı yenileme konusunda hevesimin 
kaçmasının sebeplerinden biri de 
diet maratonumda 30 kilo vermeme
rağmen asıl hedefime henüz ulaşamamış olmam....


Hedefe koşmaya devam ediyorum...
zorlanıyor muyum evet...yoruldum sıkıldım mı
evet...ama herşeye rağmen hedefe ulaşmak istiyorum....
Ve sonra da bir kişiye bile umut olacaksam tüm süreci paylaşacağım
bir sayfa açmak istiyorum...Yani pesetmek yok maratona devam....


DÜNYADAN HABERLER

Umarım İran halkı için biranönce 
çok zor da olsa herşey yoluna girer...
Böyle olaylara çok üzülüyorum ve dehşete kapılıyorum..





Siz de benim gibi yeni yıl hedefleri koydunuz mu...
Ben bu yıl 4 hedef koydum 3 tanesini başardım bile...
4. sünü henüz başaramadım...Umarım o nu da başarabilirim..
1.hedefim sosyal medyayı azaltıp daha çok kitap okumaktı...
Hemen başardım ve kendimi gerçekten çok daha iyi hissediyorum..
2. Hedefim son zamanlarda her öğünüm de diyetisyenim asla demesine 
rağmen şekersiz gazlı içecekler içiyordum . Yeni yılda bundan kurtulmaya,
karar vermiştim ve hemen kestim çok şükür. 3.hedefim günlük su miktarını artırmaktı ki
diyete ilk başladığım zamanlar 3 litre içiyordum son zamanlarda çok azaltmıştım tekra 2.5 3 litreye çıkarabildim. 4. Hedefim ise sporu ve yürüyüşü artırmak ve düzenli yapabilmekti bu hedefime henüz ulaşamadım çünkü annem düşüp dizini incittiği için onunla daha çok ilgilenmem gerekiyor bundan dolayı bu  hedefime henüz ulaşamadım..Neyse ki annem daha iyi inşallah bu hedefimi gerçekleştirebileceğimi düşnüyorum yakın zamanda..Umarım sizlerin de hedeflerinize ulaşabildiğiniz bir yıl olur 2026...aaaa unuttum blog sayfamı düzenli yenilemek de hedeflerim arasındaydı aslında ...Şu anda ona da başlamış oldum işte...😍



14 Ağustos 2025 Perşembe

KABUS GİBİ BİR YAZ ...HERGÜN BİRYERLER YANIYOR...



 


KABUS GİBİ BİR YAZ...
Nerdeyse hergün bir yangın haberiyle uyandık bu yaz...
Sıcaklık rekor seviyelerde çoğunlukla...
Barajlardaki su seviyeleri çok düştü  ve programlı su kesintileri başladı...
Adeta iklim değişiminin ortasında buluverdik kendimizi...
Bir yandan ülkemiz siyaset gündemi de yakıcı derecede sıcak...
Umarım bu zor sıkıntılı günler biranönce biter..
Yağmurlu ve serin bir sonbahar hepimize iyi gelecektir diye ümit ediyorum ve dua ediyorum...
Uzun süre paylaşım yapmayıp böyle keyifsiz bir paylaşımla başlamak istemezdim ama
ne var ki çevremde ülkemde olan bitene duyarsız kalamayan bir insanım...





İYİ Kİ SANAT VAR


Çok uzun zamandır bilet almaya çalıştığım
bir oyunu sonunda Ayvalıkta yakalayabildim...
Gerçi galiba beklenti çıtam daha yüksekmiş ki
çok da umduğumu bulamadım...
Yine de söyleşilerinİ utube dan keyifle takip 
ettiğim Sn.Armağan Beyi yıllarca yanında çalıştığı
ve çocukluk hatıralarımızda yeri olan Huysuz Virjin yani  Sn. Seyfi Dursunoğlunun
hayatını canlandırdığı bu rolde sahnede seyretmek yine de keyifliydi...
Ah bir de bu anfitiyatroların oturma yerleri birazcık daha rahat olabilse keşke...,
İzmir Fuar Açıkhava da olsun Ayvalık taki açıkhavada olsun 
kırk yılda bir paraya kıyıp büyük bir hevesle gittiğim
oyunlardan konserlerden heryerim ağrıyarak çıkıyorum desem yerivar...
Sanırım genç seyirciler için sıkıntı olmuyordur ama keşke  biraz da bizim gibi
50 ve üstünü de düşünselermiş....

,
6 ŞUBATTA  BAŞLADIM MARATONA....

tam 28 kilo uçtu gitti benden metabolic balance diyet sistemiyle...
Hedefim 6 şubat 2026 ya kadar devam etmek ve eğer başarırsam tüm maceramı görsellerle
burdan ve açacağım bir başka sayfadan veya  instagramdan paylaşmayı düşünüyorum..
Çünkü benim gibi hayatı boyunca veya hayatının bir döneminde kilo problemi yaşayan 1 kişiye
bile umut olabilirsem ne mutlu bana....
Şimdilik maratona devam...


Uzun bir aradan sonra tekrar aranıza dönebildiğim
için kendimi bugün çok mutlu ve aklındaki bir işi başarıyla
bitirmiş bir insan gibi ferahlamış hissediyorum...
Umarım tekrar arayı çok açmadan paylaşımlara,
devam edebilirim..
Herkese sağlıkla şahane günler diliyorum
kucak dolusu sevgilerimle....




18 HAZİRAN 2026...SICAK KAPALI BİR HAZİRAN GÜNÜ....

En son sayfamı yenilesem iyi olucak artık  dediğimde en güncel olay Meksikada kartellerin ayaklanması ortalığı birbirine katmasıydı...Film g...